Eskimeyen Kitaplar, Eskimeyen Kitaplar, Kitap Dünyası

Çile

Hakan Arslanbenzer / 17.02.2016

Kitaptaki şiirlerin ilk haliyle şairi eliyle değiştirildikten sonraki halleri arasındaki farklar, kesin bir Necip Fazıl şiiri algısını kırmayı sürdürüyor. Kuşağının en kabiliyetli ve etkili şairlerinden biri olduğu tartışılamaz, Necip Fazıl’ın. 1920’lerin parlak fakat kasvetli yeteneği, 1930’ların ve kısmen de 40’ların sözü duyulur, tavrı farkedilir önemli şairlerindendir. Düşünsel macerasının yönü Milliyetçiliğe çevrilince şiirinin, dolayısıyla da kendisinin algılanma biçimi alabora olmuş ve Necip Fazıl şiiri ve kişiliği üzerinden şiir sanatıyla ve şairler loncasıyla gerçekte hiçbir bağı olmayan bir karşıtlık ilişkisi, sözümona bir sanatsal ve politik gerilim hattı yaratılmıştır. Bunun sorumlularının ve buna sonraki kuşaklardan katılanların çok büyük kısmının şiire hesap verme niyetinde olmamaları, böyle bir zorunluluk hissetmemeleri ilginçtir. Türkiye’de en geç Namık Kemal’in çıkışından beri böyle bir şey var artık. Şiir politikanın içinde, politika da şiirin içinde. Buraya kadar bir sorun yok; çünkü bu aranıp da bulunamayan şeyin tarifi zaten. Şiirimizin politik olması, politikamızın şiirle irtiBatının olması en büyük övüncümüz, olmadığı zaman da en büyük temennimizdir. Modern dönemde en önemli şairlerimizin tamamı politiktir. Ne var ki, şiir politikasında bu gelişme kaydedilirken şiirin eleştirel cihazı yeterli işlememiştir. Necip Fazıl üzerinden politika yapanları şiir konusunda dize getirmek mesele değildir. Hangi tarafta olurlarsa olsunlar, genellikle bilgileri az ve dağınık, niyetleri karmaşık ve biraz da bozuk olduğu için, doğru dürüst bir muhakeme ve eleştiriye dayanma güçleri yoktur. Fakat bu kıt akıllı topluluğu dize geldiklerine ikna etmek bir meseledir. Necip Fazıl’ı seven veya Necip Fazıl’a rezervi olan insanlara, şiir söz konusu olduğunda bu pozitif veya negatif duygularını ifade etme haklarının bile olmadığını anlatmak mümkün değildir. Önemli şairlere bile bulaşmış bir virüstür bu. Sezai Karakoç ve Turgut Uyar bile Necip Fazıl üzerine tarafsız konuşamamışlardır. İsmet Özel, Necip Fazıl ismi üzerinden kendisine dayatılmak istenen sözümona ideolojik kuralı (sözümona, çünkü bu hangi ideolojinin kuralı, bu bile belli değildir; Milliyetçilik midir, İslamcılık mıdır, yoksa Osmanlıcılık mı?) kabul etmemek için meydan okuyucu bir tutum takınmak zorunda kalmıştır. Neticede, okunmamış, etkili olmamış, estetik özellikleri tanımlanıp serimlenmemiş, eleştirilmemiş, çözümlenmemiş bir şiirle karşı karşıya değiliz Necip Fazıl şiiri söz konusu olduğunda. Necip Fazıl şiiri son derece iyi bilinen bir şiirdir. Fakat bu bilgi loncaya inmemiştir henüz. Necip Fazıl şiirini ya hayranlıkla, sizi kapıp götüren bir şey olarak okur veya bir kenara bırakırsınız. Oysa, Tanpınar, Tecer ve Dıranas’ın kuşaktaşı; Saba, Tarancı ve Kanık gibi şairlerin ön kuşağından bir şair olarak okuduğunuzda işin rengi cidden değişiyor. Bir Türk şairiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Şaşırtıcı bir şekilde.

 

Yeni Haberler